|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas
Sayısı : 2005/14
Karar
Sayısı : 2008/92
Karar
Günü : 17/4/2008
İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER:
1 - Ankara
13. Asliye Hukuk
Mahkemesi (E.2005/14)
2 -
Gaziantep 1.Asliye Hukuk
Mahkemesi (E.2005/49)
İTİRAZLARIN KONUSU :
22.11.2001
günlü, 4721 sayılı Türk Medenî
Kanunu’nun 101. maddesinin üçüncü
fıkrasının, Anayasa’nın 2., 5., 10., 13.
ve 33. maddelerine aykırılığı savıyla
iptali istemidir.
I -
OLAY
Bakılmakta olan davalarda, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı
olduğu savını ciddi bulan Mahkemeler,
iptali için başvurmuşlardır.
II -
İTİRAZLARIN GEREKÇELERİ
Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin başvuru kararında özetle,
davacının Türk İdareciler Vakfına üye
olmak için yaptığı başvurunun reddine
ilişkin Genel Kurul Kararı’nın
Mahkemelerince iptal edildiği, ancak
Yargıtay’ca, 4721 sayılı Yasa’nın 101.
maddesinin “Vakıflarda üyelik olmaz”
biçimindeki üçüncü fıkrası uyarınca
anılan kararın bozulduğu, bozma kararına
uyularak yapılan yargılama sırasında
davacının bu fıkranın Anayasa’ya
aykırılığı yönündeki iddiasının ciddi
görüldüğü, Ülkemizde yeni vakıfların
1967 tarihli 903 sayılı Kanun’a göre
kurulmaya başlandığı, bu vakıfların
hemen tamamında vakıf üyeliği bulunduğu,
bu şekilde kurulmuş olan vakıfların
varlığını sürdürmesinin, yeni üye
kayıtlarının yapılmasına bağlı olduğu,
Anayasa’nın 33. maddesinin birinci
fıkrasında, herkesin, önceden izin
almaksızın dernek kurma, bunlara üye
olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine
sahip olduğu ve son fıkrasında, bu madde
hükümlerinin vakıflarla ilgili olarak da
uygulanacağının belirtildiği, ancak
1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721
sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 101.
maddesinin üçüncü fıkrasının, vakıflara
üyelik hakkını kullanılamaz hale
getirdiği, vakıf ve dernekler arasında
üyelik yönünden varolan eşitliği ortadan
kaldırdığı, tek başına vakıf kurma
imkanı olmayan, fakat bir vakfa üye
olarak topluma ve kamuya maddi yardımda
bulunmak veya ismini üye olacağı vakıf
içerisinde yaşatmak isteyen gerçek ve
tüzel kişilerin bu anayasal hakkını
kullanmalarını engellediği, vakıf
kurucularının da vakıflarına üye alma
istek ve iradelerinin önüne kanunen
engel konulduğu, hayatiyetleri yeni
üyelerin varlığına bağlı vakıflarda
üyeliğin kaldırılmasının, o vakfın
tasfiyesi sonucunu doğuracağı, bu
durumun, vakıfların hükmi
şahsiyetlerinin devamlılığı ilkesiyle
bağdaşır bir tarafının bulunmadığı,
vakıflarda üye kaydının, vakıf kültürü
ve vakıf medeniyetinin daha da güçlü ve
kalıcı olmasını sağlayacağı ve
vakıfların her geçen gün daha çok önem
kazanan gönüllü kuruluşlar arasında
yerini almasına yardımcı olacağı,
ayrıca anılan fıkranın, 4721 sayılı
Kanun’un yürürlüğe girdiği 1.1.2002
tarihinden önce kurulmuş olan
vakıflarla, bu tarihten sonra kurulmuş
ve kurulacak olan vakıflar arasında
imkan ve işleyiş itibariyle farklılığa
sebep olacağı, fıkranın gerekçesinin de
vakıflardaki üyeliğin kaldırılmasına
mesnet olmayacağı, vakıflara üye olmanın
vakıfların işlevini ve anlamını
değiştirmeyeceği, belirtilen nedenlerle
kuralın, Anayasa’nın 2., 5., 10., 13. ve
33. maddelerine aykırı olduğu ve iptali
gerektiği ileri sürülmüştür.
Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin başvuru kararında özetle,
davacı Vakfın, vakıf senedinde yapılan
tadilatın tescili istemiyle dava açtığı,
Mahkemelerince, vakıf senedinin eski ve
yeni metinleri Vakıflar Genel
Müdürlüğü’ne gönderilerek bu tadilatın
tesciline engel bir durum olup
olmadığının sorulduğu, Genel Müdürlüğün,
yeni üye alımını içeren kısmın 4721
sayılı Yasa’nın 101. maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca metinden çıkarılması
gerektiğini belirttiği, yargılama
sırasında davacının anılan fıkranın
Anayasa’ya aykırılığı yolundaki
iddiasının ciddi görüldüğü, Anayasa’nın
33. maddesinde, herkesin, önceden izin
almaksızın dernek kurma ve bunlara üye
olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine
sahip olduğunun, hiç kimsenin bir
derneğe üye olmaya ve dernekte üye
kalmaya zorlanamayacağının ve maddenin
son fıkrasında da, bu madde hükümlerinin
vakıflarla ilgili olarak da
uygulanacağının belirtildiği, böylece
Anayasa’nın 33. maddesinde, derneklerle
ilgili yapılan düzenlemenin, vakıflar
hakkında da uygulanacak Anayasa hükmü
haline geldiği, Anayasa’nın 11.
maddesinde de “Kanunlar Anayasaya aykırı
olamaz.” hükmünün yer aldığı, vakıf ve
derneklerin 4721 sayılı Türk Medenî
Kanunu’nun 2. kısmındaki 47. maddeden
itibaren yapılan düzenleme ile tüzel
kişiliğe sahip kuruluşlar olduğu, aynı
Kanun’un 47., 56. ve 101. maddelerindeki
tariflerde de, belli bir amaca göre
örgütlenmiş ve özgülenmiş kişi ve mal
toplulukları olan dernek ve vakıfların,
kamu menfaatine çalışan, kâr amacı
olmayan tüzel kişiler olduğunun açıkça
vurgulandığı, yine aynı Kanun’un 101.
maddesinin birinci fıkrasında belirtilen
“sürekli amaç …”ın devam edebilmesi için
vakıf kuruluşuna da üye olunmasının
kuruluşun devamı için zorunluluk
arzettiği, bu nedenlerle “Vakıflarda
üyelik olmaz” biçimindeki kuralın
Anayasa’nın 33. maddesine aykırı olduğu
ve iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
III -
YASA METİNLERİ
A -
İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun, iptali istenen üçüncü fıkrayı da
içeren 101. maddesi şöyledir:
“Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları
belirli ve sürekli bir amaca
özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe
sahip mal topluluklarıdır.
Bir
malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş
ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü
geliri veya ekonomik değeri olan haklar
vakfedilebilir.
Vakıflarda üyelik olmaz.
Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen
niteliklerine ve Anayasanın temel
ilkelerine, hukuka, ahlâka, milli
birliğe ve milli menfaatlere aykırı veya
belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını
desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz.”
B -
Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında Anayasa’nın 2., 5., 10., 13. ve 33. maddelerine
dayanılmıştır.
IV -
İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme
toplantılarında, dosyalarda eksiklik
bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
V -
BİRLEŞTİRME KARARI
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 101. maddesinin
üçüncü fıkrasının iptali istemiyle
yapılan itiraz başvurusuna ilişkin
2005/49 Esas sayılı davanın,
aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle
2005/14 Esas sayılı dava ile
BİRLEŞTİRİLMESİNE, birleştirilen davanın
esasının kapatılmasına, esas incelemenin
2005/14 Esas sayılı dosya üzerinden
yürütülmesine, 23.5.2005 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI -
ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu
Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları
ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A -
İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Yasa’nın 101 ve devamındaki maddelerde
vakıflarla ilgili düzenlemelere, 56 ve
devamındaki maddelerde de derneklerle
ilgili düzenlemelere yer verilmiştir.
Yasa’nın 101. maddesinde, vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli
mal ve hakları belirli ve sürekli bir
amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel
kişiliğe sahip mal toplulukları olarak
tanımlanmış, bir malvarlığının bütünü
veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği
anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik
değeri olan hakların vakfedilebileceği,
vakıflarda üyelik olmayacağı ve
Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen
niteliklerine ve Anayasa’nın temel
ilkelerine, hukuka, ahlâka, milli
birliğe ve milli menfaatlere aykırı veya
belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını
desteklemek amacıyla vakıf
kurulamayacağı belirtilmiştir.
Devamındaki maddelerde de, vakfın
kuruluş şekli, vakıf senedi, mirasçı ve
alacaklıların dava hakları, vakfın
örgütü, denetimi, yönetimin, amacın ve
malların değiştirilmesi, yıllık rapor,
faaliyetten geçici alıkoyma, vakfın sona
ermesi ve diğer hükümler düzenlenmiştir.
Yasa’nın 56. maddesinde ise, dernekler, en az yedi gerçek veya tüzel
kişinin kazanç paylaşma dışında belirli
ve ortak bir amacı gerçekleştirmek
üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli
olarak birleştirmek suretiyle
oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip
kişi toplulukları olarak tanımlanmış ve
devamındaki maddelerde de, dernek kurma
hakkı, tüzel kişiliğin kazanılması,
dernek üyeliği ve bunun kazanılması,
koşulları ve sona ermesi, üyelerin
hakları ve yükümlülükleri, dernek
organları, bu organların niteliği,
oluşumu, görev ve yetkileri, çalışma
usulleri, derneklerin sona ermesi,
derneklerin faaliyetleri, örgütlenmesi
gibi konularla ilgili düzenlemelere yer
verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nda yer alan düzenlemeler, bu Kanun
hükümlerine göre kurulmuş ve kurulacak
olan vakıflar ile 743 sayılı Türk Kanunu
Medenisi hükümlerine göre kurulmuş olan
vakıfları kapsamaktadır.
İtiraz konusu kural, 4721 sayılı Yasa’nın 101. maddesinin “Vakıflarda
üyelik olmaz” biçimindeki üçüncü
fıkrasıdır. Kuralın gerekçesinde, “Üçüncü
fıkrada, vakıflarda üyeliğin söz konusu
olamayacağı esası getirilmiştir.
Ülkemizde belirli dönemlerde söz konusu
olabilen dernekleşme yerine vakıf kurma
eğilimleri, böylece yeterli mal ve
hakların belirli bir amaca
özgülenmesinin aranması ve derneklerden
farklı olarak vakıflarda üyelik
olamayacağının öngörülmesi ile
sınırlandırılmış olacak ve bu suretle
dernek benzeri vakıflar kurulması değil,
gerçek anlamda tarihi gelişimine ve
işlevine uygun şekilde vakıf kurulması
yolu, yasal güvence altına alınmış
olmaktadır.” denilmiştir.
4721 sayılı Yasa’dan önce yürürlükte olan 743 sayılı Yasa’da,
vakıflarda üyeliği engelleyecek
nitelikte bir hüküm bulunmadığı halde,
1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721
sayılı Yasa’nın 101. maddesinin itiraz
konusu üçüncü fıkrası ile vakıflarda
üyelik olmayacağı öngörülmüştür.
B -
İtiraz Konusu Kuralın Anayasa’ya
Aykırılığı Sorunu
Başvuru kararlarında, Anayasa’nın 33. maddesinin birinci fıkrasında,
herkesin önceden izin almaksızın dernek
kurma, derneğe üye olma ya da üyelikten
çıkma hakkına sahip olduğunun ve
maddenin son fıkrasında da, bu maddede
yer alan düzenlemelerin vakıflarla
ilgili olarak da uygulanacağının
belirtildiği, Anayasa’nın 33. maddesi
ile tanınan vakıflara üye olma hakkının
itiraz konusu kural ile kullanılamaz
hale geldiği, böylece dernekler ve
vakıflar arasındaki eşitliğin ortadan
kaldırıldığı, tek başına vakıf kurma
imkanı olmayan ancak bir vakfa üye
olarak topluma ve kamuya maddi yardımda
bulunmak veya ismini üye olacağı vakıf
içinde yaşatmak isteyen gerçek veya
tüzel kişilerin bu anayasal hakkı
kullanmalarının engellendiği,
hayatiyetleri yeni üyelerin varlığına
bağlı olan vakıflarda üyeliğin
kaldırılmasının bu vakıfların tasfiyesi
sonucunu doğuracağı, bu durumun ise
tüzel kişiliğin devamlılığı ilkesi ile
bağdaşmadığı, vakıflarda üyeliğin olması
ile vakıf kültürü ve vakıf medeniyetinin
daha güçlü ve kalıcı olmasının
sağlanacağı, ayrıca itiraz konusu
kuralın, 1.1.2002 tarihinden önce
kurulan vakıflarla bu tarihten sonra
kurulan ve kurulacak olan vakıflar
arasında imkan ve işleyiş farklılığı
doğuracağı, kuralın gerekçesinin de
vakıflarda üyeliğin olmaması için
dayanak olamayacağı, bu nedenlerle
itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2.,
5., 10., 13. ve 33. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, vakıflarda üyelik olmayacağı belirtilmek
suretiyle, gerçek ve tüzel kişilerin
vakıflara üye olmaları engellenmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti
olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun olan,
insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her
alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu
geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı
durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun
üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan
ve yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın
ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere
bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,
Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin
gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamaz” denilmiştir.
Anayasa’nın “Dernek kurma hürriyeti” başlığını taşıyan 33.
maddesinde de,
“Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya
da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.
Hiç
kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte
üye kalmaya zorlanamaz.
Dernek
kurma hürriyeti ancak, milli güvenlik,
kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlık ve genel ahlâk ile
başkalarının hürriyetlerinin korunması
sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
…
Birinci
fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk
kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin
gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına
kanunla sınırlamalar getirilmesine engel
değildir.
Bu
madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak
da uygulanır.”
denilmiştir.
Anayasa’nın 33. maddesinde, herkese, önceden izin almaksızın dernek
kurma, derneklere üye olma ya da
üyelikten çıkma özgürlüğü tanınmıştır.
Maddede vakıflara üyelik konusunda açık
bir düzenlemeye yer verilmemiş ancak son
fıkrada, bu madde hükümlerinin
vakıflarla ilgili olarak da uygulanacağı
belirtilmiştir. Derneklerin ve
vakıfların kuruluşları, amaçları,
işlevleri, işleyişleri ve yönetimleri
aynı değil ise de, Anayasa’nın 33.
maddesinin birinci ve son fıkraları
birlikte değerlendirildiğinde, herkesin,
vakıflara üye olma özgürlüğüne sahip
olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın
ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere
bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabileceği öngörüldüğünden,
vakıflara üye olma özgürlüğünü ortadan
kaldıran itiraz konusu kural Anayasa’ya
aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2., 13. ve 33.
maddelerine aykırıdır; iptali gerekir.
Kural iptal edilmiş olduğundan ayrıca Anayasa’nın 5. ve 10. maddeleri
yönünden incelenmesine gerek
görülmemiştir.
VII -
SONUÇ
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk
Medenî Kanunu’nun 101. maddesinin
üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olduğuna ve İPTALİNE, 17.4.2008
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT |
Üye
Sacit ADALI |
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU |
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN |
Üye
Mehmet ERTEN |
Üye
Mustafa YILDIRIM |
|
Üye
A. Necmi ÖZLER |
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR |
Üye
Şevket APALAK |
|
Üye
Serruh KALELİ |
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ |
|